Uygarlık kokusu değil havada
Bomba, yanık insan eti ve yıkılmış duvar kokusu var
Çağdaşlık sesleri değil havada
Çığlık, acı, hıçkırık, inleme sesleri var
Bilim mürekkebi değil havada
Kan ve göz yaşı ıslaklığı var
Hava çok kapalı, ötesiz bulutlu, acele yağmurlu
İki yağmur yağıyor gökden
Bomba yağmuru
Korkarak, kaçarak, bir güvercin sürüsü gibi yağan yağmurun üstüne
Bir atmaca, bir av köpeği, bir avcı gibi atılıyor
Altın dişler gibi ışıldayan ve keskin dişleri ile,
Çiçek yerine bomba kokuyor yanları kalmamış her yan
Zaman yerine, günler, yerine, aylar yerine, yıllar yerine
Saniyeler yerine, akrepler yerine, yelkovanlar yerine
Bombalar gidip geliyor
Saatler zamanı değil bombaları göstermek için takılmış
Mum ışıkları yerine bombalar yanıp sönüyor
Göz bebeklerini şamdan olarak kullanıp
Ayak izlerinde ayaklar yerine bombalar var
İçeride içerisi değil
Dışarıda dışarısı değil
Bombalar var
Kulak zarlarını müzikler yerine
Bombalar sallıyor
Eller iş, ekmek, aş, özgürlük
Telefon kontörü, gofret, kola, pizza, demokrasi değil
Bombalardan kaçmak arıyor
Sevgilinin, aşkın, sevdanın
Gülün, karanfilin gelmesini değil
Bombaların gelmemesini bekliyor
Kapılar, pencereler, duvarlar, çatılar, sarmaşıklar
Ağızlarda anne, baba, eş, kardeş, iş sözleri değil
Bomba sözü var
Düşen gövdeler kaldırılmayı değil
Bombaların görmemesini diliyor
Ekmek aslanın ağızında değil
Bombanın ağızında
Gözler bombaları görmemek için kör
Kulaklar bombaları duymamak için sağır olmaya razı
En çok çalışan işçi
Bombalar ve ölüm
Ayaklar bombalardan kaçıyor
Dünden, bugünden, yarından değil
Bomba yerin, göğün ve arasındaki herşeyin
Gecenin, gündüzün, her soluğun, her çığlığın, her rengin, her dilin
Her boyun, her cinsiyetin, her gelir düzeyinin, her yolcanın(adresin)
Efendisi
Çiçekler açmıyor
Bombalar açıyor
Çocuklar kovalamıyor
Çocuklar kaçıyor
Sevgi, saygı değil
Isıtıyor
Bombalar,
Her kapı, her pencere, her çatı, her baca, her duvar
Bomba sırasını bekliyor
Bomba akıyor pınarlar, dereler, çaylar, ırmaklar
Resim çerçeveleri yerine
Bombalar takıyor duvarlar,
Her savaşın altında ya boşinançlar ya nefs var
Biliyorum yenecek, yenmek zorunda birgün
Kötü, ahlaksız, zalim, vicdansız, onursuz, nefs hastası insanları
İyi, ahlaklı, onurlu, bilimsel, vicdanlı, insanca insanlar,
Şarkı üstünde şarkı
Taş üstünde taş
Duvar üstünde duvar
Anı üstünde anı
Dal üstünde çiçek
Gövde üstünde baş kalmamış
Sanki dünya insanlığı, uygarlığı, çağdaşlığı, aşkı hiç yaşamamış
Sanki dünyada tek bir üniversite olsun hiç açılmamış
Sanki tek bir tane olsun insanca hiç kitap yazılmamış
Dostluğu değil savaş çığırtkanlarını, savaş tüccarlarını ağırlıyor
Rahat, gösterişli, pahalı, moda koltuklar
Yaşayanlar henüz ölmediklerine seviniyorlar
Ölüler çoktan ölmüşlüklerine
Çocuklara Miki’li, çiçekli, kelebekli çocuk pedi
Gençlere ayaklarını yerden kesen gofretler, çikolatalar, kolalar
Bilgisayar oyunları
Bayanlara ped, dudak boyası, rimel, maskara, fondöten, parfüm
Saçlara şampuan, jöle, bıriyantin, boya
Hastalara ilaçlar
Evlere boya, koltuk, beyaz eşya üretmiyor
Sürümden değil taneden kazandıran
Bombalar yapıyor artık fabrikalar
Şaşırmış yeryüzü
Bilmiyor neresi, neresi
Gök bomba gölgesi
Yer bomba gölgesi
Cinayetlerde parmak izi, Dna aranmıyor artık
Her cinayetde bomba metali, bomba izi,
Nerede dün
Fahişeleri alkışlayan eller, öpen dudaklar
Okşayan tenler
Fahişelere verilen övgüler, güller, karanfiller
Hangi karanlık, insanlık dışı, bombacı ruhların inlerindeler,
Bombalar fahişelere benzerler
Tek bir çığlık atmak yerine
Binlerce, milyonlarca çığlık attıran
Üstelik yalan söylemeye de gerek yoktur onlara
Üstelik birbirlerini kıskanmazlar
Birbirleri ile saç saça, baş başa kavga etmezler
Ve bedendeki tek birşeyi değil
Herşeyi boşaltırlar uluortaya,
Bilinç değil, bilinçsizliktir savaş
Beyin değil, bedendir savaş
Bombalarda akıl olsa
Yapanları, düğmelerine basanları ve bastıranları yok ederler önce,
Haydi çocuklar
Okullar kapalı artık süresiz
Çünkü bu insanlığın, bu dünyanın
İnsanca olmak isteği yok
Hayvanlar yaşamak için öldürür
Ne yerde ne gökde ilah yok
İnsanın insanı öldürmeye hakkı yok
Gerçekde birer yalan, vatan denilen umutlar
Gerçekde birer canavar, vatan denilen yarınlar
Gerçekde birer hainlik, vatan denilen kahkahalar,
Bunca bilim, teknoloji
Hayvanlaşamadığı için mi var insanlık
Bunca yük
Bunca bomba
Bunca savaş
Hayvanlaşamadığı
Hayvanlaşmayı beceremediği için mi insanlık?
Haydi çocuklar
Bunca okul, bunca bilim, bunca sanat, bunca kültür
Bunca kitap, bunca öğretmen, bunca okul boşuna
Kitaplarınızı, defterlerinizi yakın
Kalemlerinizi kırın, silgilerinizi parçalayın
Süt, yumurta, peynir, ekmek, meyve değil
Düzen böyle istiyor
Kapitalistler, özel sektör, egemenler, ağalar, beyler, padişahlar, kırallar
Kraliçeler, pirensler, pirensesler
Savaş fabrikatörleri, savaş tüccarları, savaş zenginleri böyle istiyor
Tabanca, mermi, bomba, boğma telleri koyun beslenme çantalarınıza,
Haydi çocuklar, savaşa
Haydi
çocuklar
sa
va
şa.
Necdet Gürçiftçi
Bir Türk-Türkiye bilgesi
12 -Kasım-2012 tarihinde internette yayınlandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.