Bugün; sevgi, şefkat ve merhamet üzerine bir deneme yazmak istiyorum
Montaigne ve Mevlana geldi bu yüzden aklıma! Mevlana, merhamet
Montaigne, deneme demek çünkü bende, bence
Issız bir adaya ya da uçsuz bucaksız bir çöle ya da bir bataklığa düşecek olmanız, önlenemez
Bir yazgınız
'Sevgi, şefkat ve merhamet'ten yalnızca birini yanınıza almak, istemek hakkınız olsaydı
Hangisini seçerdiniz
Yine; eşinizden, sevdiğinizden, çocuklarınızdan ya da bu üç şeyden hangisini isterdiniz?'
Ben 'Merhamet'i yeğlerdim,
Deneme sevgisi de bir sevgidir
Deneme denilince, benim de aklıma hemen Montaigne gelir
Batılı eğitim veren okullarımızda beynimiz öyle yıkanmış, şartlandırılmıştır çünkü
Montaigne’in deneme türüyle özdeşleştirilmesi; deneme türünün temsilcisi
Simgesi sayılması Montaigne’in deneme sevgisinden, ustalığından değil
Seneme türünün felsefeye olan yakınlığından
Denemenin edebiyatın değil, gerçekte felsefenin bir türü ve Montaigne’nin de
Bir yazardan çok düşünür, felsefeci olmasından ileri gelir bence daha çok
Gerçekten de Montaigne bir edebiyatçı, yazar olmaktan çok filozof, düşünür
Olarak tanımlanır
Düşüncem şudur ki deneme; edebiyatın bir alanı olmaktan çok, felsefenin edebiyatıdır,
Kendi tarihimize, halkımıza ait yazarların, düşünürlerin dışlanması, küçümsenmesi
Yanlışlanması
Batılı yazarların ve düşünürlerin ise övülmesi, baş tacı edilmesi, doğrulanması
Türkiye’deki Batıcı aydınların adeta ulusal geleneği ve tabusu sayılmakta gibi geliyor bana
İşte bu yüzden ki Mevlana’nın 'Yanmayan yakamaz!' sözüne; korsuz, sönmüş, soğuk
Kara bir küle bakar gibi bakılırken Montaigne ise haksız yere ve bilinçsizce baş tacı edilmiş
Eşsiz bir ışık, önder sayılmıştır bu kişilerce
Bence ise her Batılı yazarınki ve düşünürünki gibi Montaigne’in yazıları da yanlışlarla
Mantıksızlıklarla dolu
Örneğin, 'Denemeler'inde, 'Yaşama Bağlılık' bölümünde, Timurlenk’i
Cüzzamlılara iyilik, insanseverlik yaptığını söyleyerek
Rastladığı her cüzzamlıyı öldürmesi yüzünden zalim olarak tanımlıyor
Bu düşüncesine ise Stoalı filozof Antisthenes’in ağır hasta yatarken 'Beni bu acıdan kim
Kurtaracak!' diye bağırdığında
Onu ziyarete gelen Diogenes’in 'İşte bu hançer seni hemen kurtarır' diyerek
Bir hançer uzattığında 'Yaşamaktan değil acılarımdan kurtulmak istiyorum' diyerek
Yaşama sevgisini kutsamasını
Kendisinin, yaşıyor olmayı her şeyden, her acıdan üstün, değerli, önemli tutma düşüncesine
Kanıt gösterme yanlışına düşüyor
Ona göre bu sözü bir Türk’ün değil de bir Batılının söylemiş olması doğruluğuna kanıttır
Tıpkı Batıcı aydınlarımızın 'Kutsal kanıları'’ gibi
Oysa öyle anlar, acılar, olaylar vardır ki insan, ölmenin dışında başka hiçbir şeyi istemez
Yani yaşam, her acıdan üstün, değerli değildir
Dinmesi olanaksız acılar, yaşamdan üstün, değerli midirler sanki
Yurdu düşmanlarca işgal edilmiş, halkına zulüm edilen insanlar büyük olasılıkla yurtlarını
Ve halklarını kurtarmak uğrunda ölmeyi ya da acıyı yani yaralanmayı
Sakat kalmayı yeğleyeceklerdir
Demek ki bir sevgi türü olan deneme yazma sevgisi de insanı ve doğal ki Montaigne’i de
Yanlışlardan koruyamıyor
Sevgiye kuşkuyla bakılması, sevginin yazgısı olacak sanırım,
Avrupa’da, Ortaçağ’da, Engizisyon Mahkemelerinin işkence ettiği, yaktığı insanlar
Büyük olasılıkla bir an önce ölerek acılarından kurtulmayı istemişlerdir Montaigne’e ters
Düşerek
Sanırım Montaigne Ernest Hemingway, Jack London gibi intihar eden
Birçok Batılı yazarı, Batılı saymakta da kuşkuya düşecektir,
Ülkemizde bu denli çok Batı sevgisi, tutkusu, övgüsü varken
Batıda o denli çok Türk ve Türkiye düşmanlığının olması ilginç bir sevgi yaklaşımı
İki düşman, birbirinden sevgi ve şefkat değil merhamet diler ancak
İnsanlar, ülkeler ve yandaşları merhamet dilenmeyi gururlarına, onurlarına
Yediremeyecekleri
Küçümsedikleri, aşağıladıkları insanlarla ve ülkelerle düşman olmamalıdırlar
Ben Batıya ve Montaigne’e düşman değilim
Umarım Batı da bize düşman değildir
Ama bence, Montaigne hatalı ise onu kendine yol gösterici yapan Batı
Ve hem Batıyı hem de Montaigne’i kendilerine ve Türkiye’ye örnek gösteren Batıcı Türkler
De hata içindedirler, anlatmak istediğim, bu
Bence Montaigne’nin, zalimlik örneği olarak Timurlenk’i örnek vermesi
Batıdaki ve kendisindeki Türklük düşmanlığının deneme ile dışa vurumudur
Montaigne’nin deneme sevgisi, onun bu düşmanlık ön yargısının
Merhametsizliğine yenilmiş kanımca,
Batılı yazar, şair ve düşünürlerin bu Türk ve Türkiye düşmanlıklarının
Bu yazar, şair ve düşünürlerin, Batıcı Türkiyelilerce beğenilmelerinin temelinde yattığına da
Eminim, ulusal yazar, şair ve düşünürlere düşmanca sırt dönülüp
Mantıklılık, gerçekçilik, doğruluk, insan sevgisi, çağdaşlık gibi nedenlerin değil
Batılı olmanın ve Batılılıkta birleşmenin ön koşulu, merhametsizlik kanımca
Ağır, çaresiz hastalıklara yakalanmış hastalardan dileyenlere ötenazi hakkını veren
Bugün Batının bizzat kendisi değil mi
Demek ki Batı da Timurlenkleşmiş,
Bence; merhamet, sevgiden ve şefkatten yüksek, üstün bir değerdir
Bir insan bir kediyi sevebilir, üstelik şefkatle de sevebilir
Buna insanlar gülümserler, hoş bakarlar
Ama bu kediden merhamet dilenen insana kahkahalarla gülerler
Batıdan ve Montaigne’den merhamet dilenmiyorum
Batının da bizi yalnızca sevgi ve şefkatle sevdiğine inanıyorum,
Esmaü’l-Hüsna’da Allah’ın doksan dokuz güzel ismi, sıfatı vardır
Bunların sıralanışı değişik olmakla birlikte 'Merhametli' demek olan 'Rahim' ismi
Sıfatı hep baştan ikinci sırada yer alır
Yani Allah, en başta sevgi ve şefkat ile değil, rahmet ve merhamet ile anlatılır, tanımlanır
Hz. Muhammed ise sevgi ve şefkatle
Ben merhameti yeğlerim,
Bahçemdeki gülden ne isteyebilirim
Rengini ve kokusunu ben istemeden veriyor zaten
Ondan isteyebileceğim tek şey, dikenlerini bana batırmaması yani merhametidir
Bir sevgiliden ne istenebilir
Sevgisini ve şefkatini vermektedir zaten ki sevgilidir
Ondan istenebilecek tek şey terk etmemesi, ayrılığı uzak tutması yani merhametidir
Bataklığa düşmüş bir insan sevgi, şefkat değil merhamet ister ancak
Depremden, yangından, selden, yanardağdan, kuraklıktan, yokluktan da
Sevgi, şefkat değil merhamet istenir ancak,
Sevgi ve şefkat
Merhametsizlik gibi görünen bir şeyle de birlikte de bulunabilir
Töre ve namus cinayetlerinin kurbanları nefret edilen kimseler değil
Uğurlarına can verilecek, baştacı edilecek kadar çok sevilen kimselerdir
Babasının Allah’a kurban etmeye götürdüğü oğlu İsmail de babasının gözbebeği
Canı, biriciği, sevgilisi değil miydi
Bize merhametsizlik gibi görünen şeyler gerçekte merhamet olamaz mı
Bence bize her merhametsizce görünen şeyde sevgisizlik, şefkatsizlik, merhametsizlik
Aramak da
Her merhamette sevgi, şefkat ve merhamet aramak da yanlış
Cellat yasalar gereği, merhametsizce öldürmesi gereken suçluya sevgi, şefkat ve merhamet
Duyuyor olamaz mı
Sanırım ki insanlarda sevgi ve şefkat yerine merhamet olsaydı dünyada savaşlar, cinayetler
Olmazdı
Sevgisi ve şefkati olan insanda merhamet yoksa hertür merhametsizliği yapabilir
En kanlı, en merhametsiz diktatörler bile kedilerine, köpeklerine, çocuklara, güzel kadınlara
Güzel tablolara sevgi ve şefkat göstermişlerdir,
Anladığım kadarıyla din, her şeyden önce 'Merhamet' demektir, 'Sevgi ve şefkat' değil.
Çünkü bir tuzu, şekeri, ekmeği yani cansız bir nesneyi bile israf etmeden kullanmak
Merhametliliktir bana göre
Bir insanı kötü insan yapan şey, en başta, merhametsizliğidir
İnsanlara sevgi ve şefkat göstermemesi değil
Nasrettin Hoca’nın parasız çocuklara 'Parası olan, düdüğü çalar' demesi de
Bir merhametsizlik örneği ama Nasrettin Hoca’nın çocukları da düdükleri de
Sevdiğine eminim,
Yine Ortaçağ Engizisyonu'nda, insanlara işkence ettirip, onları yaktırıp öldürten rahiplerin
Papazların, piskoposların ve o insanları işkence edip yakıp öldüren cellatların yüreklerinde
İnançlarına, kutsal kitaplarına, eşlerine, çocuklarına, evlerine, tavuklarına, kedilerine
Köpeklerine, çiçeklerine, paralarına, mallarına, mevsimlere, yağlıboya tablolara
Güzel heykellere ve daha çok şeye yönelik sevgi ve şefkatlerinin olduğuna eminim
Belki de insanlara işkence etmekten, insanları yakmaktan zevk de duyuyorlardı
Duyamadıkları, duymayı başaramadıkları tek şey, merhametti
Belki de bu ölümcül gündüzlerinin gecelerini eşlerinin, sevgililerinin ay ışığı tenlerindeki
Sevgi ve şefkatte geçiriyorlardı
Merhamet bilgeliğin, ermişliğin mantığı, ışığı kanımca; sevgi ve şefkat ise merhametin
Mantığı ve ışığı,
'Hiçbir insan ıssız bir ada değildir' demiş, İngiliz yazar ve papaz John Donne
Ben merhametle dolu ıssız bir ada olmayı yeğlerim
Belki kötü, yanlış yolda olduğunuzu düşünerek size sevgi ve şefkat göstermeyebilirim o
Zaman ama merhamet göstereceğimden emin olabilirsiniz, düşmanım da olsanız
Sevgi, şefkat, merhamet; üçü de çok güzel, değerli ama seçmek zorunda kalsaydım
Merhameti seçerdim, merhametten maraz doğsa da
Bana dolan, algıladığım, yaşadığım sevgi, şefkat beni mutlu eder yalnızca
Merhametimse herkesi ve herşeyi
Mevlana’ya 'Gel, ne olursan ol, yine gel' dedirten de merhameti
Ve Allah’ın merhametliliği değil midir,
Adil ve merhametli olmak
Hep sevgiden, şefkatten üstün, önemli, değerli tutulmuş tarih boyunca
Tarih kitaplarında padişahlar, krallar hakkında 'Merhametli' ya da 'Merhametsiz idi 'denilir
Ama 'Sevgili' ya da 'Sevdalı idi' diye yazılmaz pek
İnsanlar için, padişahların, kralların sevgi dolu, sevdalı, şefkatli olması değil merhametli
Olması daha çok önem ve değer kazanmıştır, adaletli olmalarından bile
Çünkü insanlar ya işledikleri suç yüzünden ya da padişahın, kralın ruhsal yapısı
Kişilik durumu, o anki öfkesi, kızgınlığı nedeni ile merhametsizce cezalandırılabileceklerinden
Korkmuşlardır hep
Gerçekten de padişahlar, krallar en yakınlarını, en sevdiklerini bile merhametsizce
Cezalandırabilmişlerdir,
Sevgide de merhamet vardır ama ne yazık ki herkes herkesi sevemez
Şefkatte de merhamet vardır ama ne yazık ki herkes herkese şefkat gösteremez
Merhamet ise canlı, cansız; sevilen, sevilmeyen; dost ya da düşman; herkese ve her şeye
Gösterilebilir
Merhamet göstermek, merhametli olmak için merhamet gösterileni, merhamet edileni
Sevmek gerekmez
Kin duyulan kimselere de merhamet gösterilebilir ama sevgi ve şefkat gösterilemez pek
Mevlana’yı seviyorum; beni sevdiği için değil, merhametli bir bilge olduğu için
Merhametlilik ise her düşünürde olmayan bir özellik
Bilgelik ise her yerde var
Batılı, Doğulu, Kuzeyli, Güneyli; dinli, dinsiz; genç, yaşlı; kadın, erkek; eğitimli, eğitimsiz
Yoksul, zengin herkesi, merhametli olmaya çağırıyorum, merhamete çağırıyorum
Sevginizi, şefkatinizi çok görüyor olabilirsiniz ama hiç olmazsa merhametinizi
İnsanlığa çok görmeyiniz
İnsanlık, merhamet dilenmeye değer,
Timurlenk Montaigne’in sözünü ettiği zalimlikleri yapmışsa çok üzülürüm
Montaigne de önyargılarını, Türk düşmanlığını öne çıkarmışsa, bu savı için, o da üzülmeli
Deneme ve yaşam sevgisini, kuruntularının merhametsiz kılıçlarından geçirmemeli
Ben, deneme ve Batı sevgisini değil merhameti yeğliyorum
Yalnızca davranışta değil düşüncede de merhameti!
Necdet Gürçiftçi
2009-eylül tarihinde internette yayınlandı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.