2 Kasım 2021 Salı

BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 2 (ŞİİR)

 Her canavar, kuzusunu da yaratır, her kuzu da canavarını

Öyle ilginç bir ülkeyiz ki

Yabancı malı da alsan, yerli malı da alsan paramız

Yabancılara, Türkiye düşmanlarına gidiyor

Yabancının yabancılığı açık hiç olmazsa

Yaz mevsimindeki mavi güneş gibi

Ya sinsilere, saman altından su yürüten sözde yerlilere ne demeli,

Kürt sorunu demokrasiyle, siyasetle, hukukla çözülürmüş, yalan

Bak, terör başı nasıl da ulaşıyor ereklerine adasından

Sorunlarını kanla, barutla nasıl da çözüyor adım adım

Koyuna koyunluk övülür kasapça

Hiçbir kasap istemez, koyunları başkaldırsın canavarlaşıp

Belki de canavarlaşmakta çözüm

Canavarlaşma nasıl kurtulur koyun, elinden kasabın

Çok mu koyunlaştık yoksa da

Bize demokrasi, siyaset, hukuk önerilirken

Eli kanlılar akan kanlar gibi sokakları özgürce doldurmakta

Ellerinde kanlı taşlar, meze edilmiş insan eti kokulu benzinli içki şişeleri

Canavarlaşmadığımız için mi yoksa canavarlarımız bol

Bıraksa artık diyorum demokrasi, siyaset, hukuk denilen kasaplara koyunluğu

Bu ülke baş eğmekle, boyun eğmekle, dalkavuklukla, yalakalıkla

Bel bükmekle, kırıtmakla, sırıtmakla, atılan kemiklerle kurulmadı

İnsanı ne sorduğu sorularla ne de sorulara verdiği yanıtlarla değil

Kişiliği ile, ruhu ile, bilimselliği ile, mantığı ile, ahlakı ile, yazıları ile

Zevkleri ile, mutlulukları ile, felsefesi ile, onuru ile değerlendirmek gerekir

İnsandan anlamak, ülkeden anlamak, toplumdan anlamak, bilimden anlamak budur

Ne Voltaire'den ne Platon'dan ne Nietzsche'den ne Marx'tan ne Lenin'den 

Ne Muhammed'den ne Ali'den ne Mevlana'dan

Ne Neyzen Tevfik'ten ne Hayyam'dan alırız us(akıl), gücü, bilinci değil mi

Biz usu yalnızca bilimden, bilimsellikten, onurdan, Türkçe'den, ulusallıktan

Yansızlıktan, içtenlikten alırız

Değil mi mavi gözlüm,

Bırakalım bu demokrasi, siyaset, hukuk, kardeşlik masallarını bence

Ne sömürgecilerle demokrasi, siyaset, hukuk, kardeşlik olur

Ne dalkavukları, yalakaları, uşakları, çömezleri, köleleriyle, utanmazlarıyla

Değil mi güneş yüzlüm,

Öc suyum olacaksın Batı kültürü

Öc suyum olacaksın Arab kültürü

Öyle ki koyundan, canavarınızı yaratacaksınız

Her canavarın, canavarını da yarattığı gibi,

Birinizin tek dişi kalmış

Öteki iki dişli

Önemli değil,

Aşk bite benzer

Kanın önemliyse öldürmelisin

Aşk önemliyse sen ölmelisin

Ah komşu, kusura bakma, biraz gürültü olacak

Yoz ve boş inançlı dünyanı yıkıp da

Bilimsel ve insanca bir dünya kuracağız da

Yarım kalmış, eksik kalmış az bir işimiz var

Öyle değil mi gökyüzü bakışlım,

Ah ah, yüzünü astı esmer güzeli

Boncuk boncuk ağladı ağlayacak

Işık saçan sarı sevgilisiz kalan yüzüne nemden ellerini kapayıp

Kanlı kılıcıyla kış geldi geleli,

Canavarca bir kış olacak belli

Kim kışı seviyorsa

Yalan söylemesin

Canavarlığı da seviyor demektir,

Dünyada hangi devlet kansız, ordusuz, savaşsız kurulmuştur,

Korkma, kanla gelen kanla gitmez hep

Şili'deki Allende gibi barışla gelsen de kanla götürürler

Canavar yerine koyunluğu seçersen,

Kanlı Abd'nin, kanlı Ab'nin önünde eğilenler

Doğal ki sana kanlı bifteği değil

Yoğurtlu makarna , sebze yemeni önerirler

Güçlenip başkaldırmayasın diye,

İngilizlerdi Hindistan'da dokuma ustalarının ellerini kesen

Ve et yiyip güçlenip başkaldırmasınlar diye

İneği kutsal saydırıp yedirtmeyen

Belki keçisinin çiğ sütünü içmeseydi Mahatma Gandi

Dualarla boşuna sürmeye çalışıyor olacaktı barbar İngilizleri,

Ah bilir bu bilge

Abd'yi, Ab'yi sevmenin, savunmanın insanlık olmadığını,

Bu ülkede insan olmak ancak Türkçe, Türkiye için, Türklük içinse olur

Yoksa Hitler'in yanında da doktor vardı

İşkenceci Cia'nın da

Ah doktor çeteleri de çoğaldı, hastaneleri, hastaları soyan

Hipokrat'ın ruhu kısa gelir bu dünyayı anlamaya

Ama bilgeden zarar gelmez

Yüzüne tükürsen de ülkesine kötülük yapmadıktan sonra,

Bilgeler bilirler ki bu insanlıktan hakları tükürüktür, taştır

Bilgeler bilirler ki mürekkepleri onur onur dökülen göz yaşı

Ve boyun eğmeyen bir baştır,

Oy görüyorum ki mantar gibi bilgeler de çoğalmış

Voltaire'den, Platon'dan, Nieztsche'den, Hayyam'dan, Marx'tan söz yazan

Kendini bilge sanmış

Bilmezler ki bilgelik

Kırkbin(Kırk bin) bilimden odun getirilip

Kırkbin acıyla pişirilip

Kırkbin yılda yenilen, kendi etinden aştır...


Necdet Gürçiftçi

2010-Ekim tarihinde internette yayınlandı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.